<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Yangın Yeri</title>
	<atom:link href="http://yanginyeri.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yanginyeri.wordpress.com</link>
	<description>yaşamak, her gün yeniden ölerek</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jul 2010 11:57:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='yanginyeri.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Yangın Yeri</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://yanginyeri.wordpress.com/osd.xml" title="Yangın Yeri" />
	<atom:link rel='hub' href='http://yanginyeri.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Hüzün ki en Çok Yakışandır Ona</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/07/12/huzun-ki-en-cok-yakisandir-ona/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/07/12/huzun-ki-en-cok-yakisandir-ona/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 11:57:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Çakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşk'ın halleri]]></category>
		<category><![CDATA[zuhal olcay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 24.01.2010 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232793198&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=24 Zuhal Olcay. Bu iki ismin yan yana gelişi ve insanlara hatırlattıkları hep iltifat dolu oldu. Bu iki nam tek bir insana tekabül edince akıllara hep Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri geldi. Bakmayın siz benim di’li geçmiş zaman kullandığıma, hala da öyle olmaya devam ediyor. Taze albümü ‘Aşk’ın Halleri’yle de bizlere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=319&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 24.01.2010</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232793198&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=24</p>
<p>Zuhal Olcay. Bu iki ismin yan yana gelişi ve insanlara hatırlattıkları hep iltifat dolu oldu. Bu iki nam tek bir insana tekabül edince akıllara hep Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri geldi. Bakmayın siz benim di’li geçmiş zaman kullandığıma, hala da öyle olmaya devam ediyor. Taze albümü ‘Aşk’ın Halleri’yle de bizlere bu gerçeği çok güzel bir şekilde hatırlattı Olcay.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/gp_158237.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-320" title="gp_158237" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/gp_158237.jpg?w=500" alt=""   /></a>Benim henüz dünyaya gelmediğim zamanlardan beri sanatını icra etmekte olan Zuhal Olcay’ı dinleme-izleme fırsatım ancak 90’ların sonu 2000’lerin başında mümkün oldu. Ve ben hep aynı konsept albümlerde olduğu gibi hayatını aşk konseptiyle yaşayan ve sanatını aşkla besleyen bir kadın olarak canlandırmışımdır gözümde Olcay’ı. Herhalde bu kanıya albümlerindeki havadan, şarkı sözlerinden, parçaları icra edişinden ama en çok da sahnedeki halinden dolayı varmışımdır. Bu bahsettiğim sahne performansları Bülent Ortaçgil’le ortak olarak çalıştığı dönemden konserler ve milenyum sonrası rol aldığı oyunlar olarak okunabilir. İşte ben bu dönemler içinde (daha öncesi için bir yorum yapamam ama önceki dönemlerde de böyle olduğuna dair kanaatler var) kendisini ne zaman sahnede görsem aklıma hep Hilmi Yavuz’un Nazım’a yazdığı şiirden “Hüzün ki en çok yakışandır bize” dizesi konar. Sanırım onun sahne halini tek bir cümle bu kadar güzel anlatabilir. Sahnede mi bu hüznü oynadığını yoksa hep mi öyle olduğunu asla öğrenemeyeceğiniz bir halet-i ruhiye yansıtırdı seyircilerine ki bu durum tam bir bilmece halini alırdı. Söylediği şarkının bitişiyle birlikte bizlere bahşettiği gülüşü, anında bu hüzünlü duruşuna çark edebilirdi. Ama şunu da itiraf etmeli ki, bu duruş ona bir zarafet katmakta aynı zamanda sanatının da temel taşlarından birini oluşturmakta bu olgunluk döneminde.</p>
<p>Benim bugün Zuhal Olcay’ı bu sayfaya konuk etmemin sebebi malumunuz olduğu üzere yeni albümü. Zuhal Olcay’ın müzikal yolculuğunu iki safhaya ayırmak ve yeni albümünü bu evrelerin ışığında incelemek en ideal olanı bence. 90’ların başında ‘Küçük Bir Öykü Bu’ albümüyle başlayan Vedat Sakman ortaklığı ‘İki Çift Laf’, ‘Oyuncu’ ve ‘İhanet’ gibi şahane albümlerle 90’ların sonuna kadar devam etmişti. Zuhal Olcay’ın hayatının gidişatını etkileyen birçok kilometre taşı vardır, Devlet Tiyatrolarından istifası, ilk sinema film teklifine evet demesi gibi, ve belki de Bülent Ortaçgil’le birlikte çalışmaya başlamaları bunlar arasında en önemlilerinden biriydi. Biri 2001, biri de 2005 olmak üzere iki tane Başucu Şarkıları adlı albüm yaptılar ki isminin hakkını veren, bize oturup dinlemek düşmüştü ağzımız açık.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/80468692646503049.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-321" title="80468692646503049" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/80468692646503049.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a>İşte bu ortaklığın son meyvesi ‘Aşk’ın Halleri’ adlı su gibi duru bir albüm oldu. Baki Duyarlar, Gürol Ağırbaş gibi enstrümanlarının hakkını veren, kalburüstü müzisyenlerle çalışılmış bu albümde de. Yukarıda bahsettiğimiz üzere gelenek bozulmamış, yine tematiği aşk olan bir albüm ortaya çıkarılmış Zuhal Olcay’ın muhteşem yorumuyla. Bu on şarkılık yolculukta hüzünleri sevinçleri, endişeleri mutlulukları sanki biz yaşıyormuşçasına hissedeceğiz. Derinde adlı parçayla açılıyor albüm ve Klasik Türk müziği öğelerinin yanında elektronik dokunuşlarda göze çarpıyor. Yine Aşk Var, Aşk Bana Zor Geliyor ve Halka Açık gayet eğlenceli melodilere tutunmuş şarkılar, sözleriyle gülümsemenizi dahi sağlıyor. E tabi her şey zıttıyla güzel; Aşkın En Mavi Zamanı, Eski Resimler, Şermin ve Gitme Vakti gibi şarkılarla da duruluyorsunuz, sanki zaman yavaşlıyor ve o an sadece Olcay’ın buğulu sesi odayı kaplıyor. Tiyatro ve sinema alanında sayısız ödüle sahip olan Zuhal Olcay bu albümüyle müzik alanında da diğer sanat dallarından hiç de aşağı kalmadığını, hatta yeri geldi mi çok daha iyi olabileceğini hepimize gösteriyor.</p>
<p><em>Zuhal Olcay / Aşk’ın Halleri / Ada Müzik</em><em></em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/319/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=319&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/07/12/huzun-ki-en-cok-yakisandir-ona/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/a1de4e90f4ab577f0a4e473f84fc9e20?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Emir Çakar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/gp_158237.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">gp_158237</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/07/80468692646503049.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">80468692646503049</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Böyle Olur &#8216;Fairuz Derin Bulut&#8217; Arabeski</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/boyle-olur-fairuz-derin-bulut-arabeski/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/boyle-olur-fairuz-derin-bulut-arabeski/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 13:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Koz</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[arabesk]]></category>
		<category><![CDATA[Fairuz Derin Bulut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 17.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232185809&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=17 Geleneksel ile modernleşme arasında sıkışıp kalmış bu toplumun kılcal damarlarından birisi de arabesk müzik olsa gerek. Üzerinde yaşadığımız toprakları anlayabilmek için arabeskin çok önemli bir yerde olduğuna inanmışımdır hep. Ne modern olabilen ne de muhafazakâr kalabilen bu yekpare memleket için birçok şeyin simgesidir ‘arabesk’. Kırdan kente göçlerin yaşandığı bir dönemde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=313&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 17.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232185809&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=17</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/arabesk.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-314" title="arabesk" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/arabesk.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a>Geleneksel ile modernleşme arasında sıkışıp kalmış bu toplumun kılcal damarlarından birisi de arabesk müzik olsa gerek. Üzerinde yaşadığımız toprakları anlayabilmek için arabeskin çok önemli bir yerde olduğuna inanmışımdır hep. Ne modern olabilen ne de muhafazakâr kalabilen bu yekpare memleket için birçok şeyin simgesidir ‘arabesk’. Kırdan kente göçlerin yaşandığı bir dönemde arabesk, kitlelerin en büyük tesellisi olmuştur. Kent yaşamına uyum sağlamaya çalışan fakat eski yaşam tarzlarından da tam olarak kopamayan arafta kalmış bir kültürün yaşadığı bunalımın derin izleri saklıdır onda. Acılar onla dile geldi, dertler onla paylaşıldı, aşklar onla itiraf edildi, yaşanılan onca şeye çaresiz bir şekilde yine onla isyan edildi.</p>
<p>Hafta sonu sinemaya gitmek varken çalıştığı atölyeden avans alamayıp da bir simit bir çay ile idare eden delikanlı ile kuaförde gördüğü kadınlara hayran hayran bakıp da saçlarını sarıya boyatma hayali kuran bir genç kızın ortak noktasıydı arabesk müzik. Biraz ajitatif de olsa aynı gerçeklikti bu iki gencin yaşadığı. Farklı hayatlar farklı şekillerde aynı düzlemde buluşuyordu arabesk müzik sayesinde. Ama gelin görün ki yıllar yılı küçümsenip hor görülmüştür arabesk müzik; çoğu zaman aşağılanarak alay edilmiştir ne yazık ki. Kaderin bir cilvesi olsa gerek son yıllarda baş tacı ediliyor bu müzik. Tabii burada dikkat etmemiz gereken husus; değerli hocam Fuat Ercan’ın da yazılarında belirttiği gibi, Müslüm Gürses’in ‘İtirazım Var’ şarkısından nasıl olur da ‘İhtiyacım Var’ repliği eşliğinde bir reklam yıldızı olduğu… İşte hâl böyleyken; her şey gibi arabesk müzik de mutasyona uğramışken ‘Fairuz Derin Bulut’ yeni albümleri ile çıkageldi ki bir nevi arabesk aslına rücu etti.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/fairuz-derin-bulut-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-315" title="Fairuz Derin Bulut 1" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/fairuz-derin-bulut-1.jpg?w=500&#038;h=564" alt="" width="500" height="564" /></a>İlk albümleri ‘Kundante’ çıkalı yıllar yılı olmuş; biz “Fairuz Derin Bulut”tan yeni bir rock albümü daha beklerken onlar aramıza ‘Arabesk’ ile döndüler. Albümün isminden de anlaşılacağı gibi, albüm gayet arabesk. Aslında ‘Fairuz Derin Bulut’ Üsküdarlı psychedelic bir rock grubu. (Fairuz Derin Bulut, Demir Kerem Atay, Umut Üşen, Taha Rıza Özmen (Taharruz), Okan Yılmaz ve Güçlü Başarır’dan oluşuyor.)Ama telaşa mahal yok. Öyle herkesin her şeyi yapmaya çalıştığı kimsenin hiçbir şey yapamadığı şu günlerde piyasa şartlarının gerektirdiği şekilde hazırlanmış bir albüm değil bu albüm; gayet güzel gayet de orijinal. Gerçi “pop”un “arabesk”leştiği “arabesk”in “pop”laştığı bir çağda neyi nasıl ayırabileceğimiz; neye kime orijinal diyeceğimiz de ayrı bir tartışma konusu.</p>
<p>‘Arabesk’ albümün en önemli sacayağı ‘Ali Tekintüre’ (Sanırım bu kısacık cümle bile albümün ne kadar nevi şahsına münhasır olduğunu açıklar.) Ali Tekintüre, arabesk dünyasının gizli kalmış kahramanlarından biri. Hemen hemen herkesin duyduğu ama mutlaka duyduğu birçok şarkının söz yazarıdır kendisi. İşte bu albümdeki şarkıların tümünün sözleri “Ali Tekintüre”ye ait. Anlayacağınız ‘Fairuz Derin Bulut’ bu albümde, sözleri Ali Tekintüre’ye ait 10 kült arabesk şarkısını cover’ladı. ‘Acı Gerçekler’, ‘Senden Vazgeçmem’, ‘Seni Yakacaklar’, ‘Canım Dediklerim’, ‘Sen Affetsen Ben Affetmem’, ‘Benim İçin Üzülme’ albümde yer alan cover’lardan sadece bazıları. Albüm ‘Acı Gerçekler’ cover’ı ile açılıyor. ‘Bu şarkıdaki ses kime ait’ diye merak ederken küçük bir araştırmayla bu büyülü sesin arkasında Gonca Öncel’in olduğunu öğrendim. Yani albümün “Ali Tekintüre”den başka ortakları da var. Albümün kapanışı ise bir ‘Müslüm Gürses’ klasiği olan ‘Senden Vazgeçmem’ ile yapılıyor. Grubun bu şarkıdaki performansını gördükten sonra ‘keşke hep arabesk yapsalar’ diye söylendim kendi kendime. Şahsen ben albümü dinlerken kendimi eski zamanlarda buldum: Eskiden okula giderken durakta yaşlı bir amca vardı bilet satan. Kentin kalabalığında işe yetişmeye çalışan yüzlerce insanı izleyip her daim elinde bulundurduğu sigarasıyla hep arabesk şarkısı söylerdi. ‘Amca sen niye arabesk söylüyorsun, çok mu seviyorsun?’ diye sorunca ‘Oğlum, bu memleketin kendisi arabesk, ben ne yapayım!’ demişti. Sanırım o amca haklıydı. Hem de çok.</p>
<p><em>Fairuz Derin Bulut / Arabesk / Doublemoon</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/313/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=313&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/boyle-olur-fairuz-derin-bulut-arabeski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/586b77c21dc9d8cc171bba10f24cf824?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Cemil Koz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/arabesk.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">arabesk</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/fairuz-derin-bulut-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Fairuz Derin Bulut 1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bu Kadar mı Zor Evimize Gidebilmek?</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/bu-kadar-mi-zor-evimize-gidebilmek/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/bu-kadar-mi-zor-evimize-gidebilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 12:49:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Çakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dido]]></category>
		<category><![CDATA[safe trip home]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 17.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232185825&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=17 Biliyoruz, yorgunsunuz. Her gün iş dönüşü, okul dönüşü karşılaşıyoruz birbirimizi tanımasak da. Ve o anlarda aslında birbirimizden hiçbir farkımız kalmıyor belki de, tek istediğimiz evimize dönmek oluyor. Ve dondurucu soğukların ortasında bir sıcak hava gibi eşlik ediyor bizlere bir albüm eve dönüş yolumuzda. O yolculuğun güvenli dahi olduğunu bizlere inandırabilecek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=308&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 17.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1232185825&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=17</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/dido-press-shot-1-low-res.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-309" title="dido-press-shot-1-low-res" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/dido-press-shot-1-low-res.jpg?w=500&#038;h=250" alt="" width="500" height="250" /></a></p>
<p>Biliyoruz, yorgunsunuz. Her gün iş dönüşü, okul dönüşü karşılaşıyoruz birbirimizi tanımasak da. Ve o anlarda aslında birbirimizden hiçbir farkımız kalmıyor belki de, tek istediğimiz evimize dönmek oluyor. Ve dondurucu soğukların ortasında bir sıcak hava gibi eşlik ediyor bizlere bir albüm eve dönüş yolumuzda. O yolculuğun güvenli dahi olduğunu bizlere inandırabilecek bir albüm ‘Safe Trip Home’. Yaklaşık on beş yıldır sesi kulaklarımızda çınlayan Dido bizlere yeni albümüyle hala nefes aldırmayı başarabilmekte.</p>
<p>Kimisi onu Faithless’la yaptığı çalışmalar sayesinde duydu ilk defa, kimisi ise Eminem sayesinde. Hangi yoldan gelirsek gelelim en sonunda bize düşen o güzel sese ve yoruma vurulmak oldu. Dido bana hep bir ilacı hatırlatmıştır. Genellikle bedenen, mütemadiyen manen bitap olan insanoğlunun günün sonunda devası olagelmiştir o yumuşacık sesiyle. Hani bu günün sonları hafta sonlarına da sıçratır alışkanlıkları, daha sonra da bırakılamaz. Zaten insan denen mahlûkun ne zaman bitmiştir ki sorunu.  Ama Dido bir süreliğine de olsa onların üzerlerine birer örtü örtmenizi, o hep hayal ettiğiniz ‘başka türlü bir şey’i ucundan da olsa görebilmenizi sağlar; tabii bu süre onun sesinin duyulmasına göre değişecektir. İşte o ses bu albümde de aynı şekilde görevini başarıyla üstlenmekte.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/2ul5h.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-310" title="2ul5h" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/2ul5h.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a>Beş yıl olmuştu son albüm ‘Life for Rent’ten beri ama bizleri hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğratmayacak bir albümle geri döndü Dido. Bu süreçte kendisinin babasının da vefat ettiğini öğrenince geride kalan kimsenin de şikâyet etmek için yüzü olmadı. Ancak her şeyi bir yana bıraktığımızda da söylenebilecek tek şey gerçekten çok kaliteli bir eserin ortaya konmuş olduğu. Tek tek şarkı ismi dahi veremeyeceğim bir durumla karşı karşıyayım; her şarkısı birbirinden güzel 50 dakikalık yekpare bir yapıt var çünkü önümde. Bu arada albümdeki on bir şarkıya eşlik edecek on bir adet kısa filmin çekileceği açıklanmıştı geçtiğimiz günlerde. Dünyanın dört bir yanından yönetmenlerin ‘yuva’ kelimesinin kendileri için ne anlam ifade ettiğini anlattıkları videoların bir kısmı Dido’nun internet sitesinden izlenebilir durumda. O videoları izledikten sonra aklıma Hrant geldi; sıcacık yuvasına eşinin ve çocuklarının yanına gitmek istediği o an gözlerimin önünde. Kalem düşüyor, söz bitti…</p>
<p><em>Dido / Safe Trip Home / Sony BMG</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/308/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/308/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=308&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/14/bu-kadar-mi-zor-evimize-gidebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/a1de4e90f4ab577f0a4e473f84fc9e20?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Emir Çakar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/dido-press-shot-1-low-res.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dido-press-shot-1-low-res</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/2ul5h.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">2ul5h</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Issız Adam&#8217; ve Eski Şarkılar Sorunsalı</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/11/issiz-adam-ve-eski-sarkilar-sorunsali/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/11/issiz-adam-ve-eski-sarkilar-sorunsali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 12:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Koz</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[keşfedilecek plaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 10.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1231585273&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=10 Fransızların önde gelen öykü yazarlarından Guy de Maupassant’nın ‘Eyfel Kulesi’ ile ilgili ilginç bir anısı var. Daha doğrusu, ‘Eyfel Kulesi’ hakkında kendisine sorulan soruya verdiği bir cevap var ki bazı konularda çok açıklayıcı olabiliyor… Guy de Maupassant, Fransa’nın sembollerinden Eyfel Kulesi’ni hiç beğenmez, hep eleştirirmiş; fakat her gün kuleye gidip [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=302&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 10.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1231585273&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=10</p>
<p>Fransızların önde gelen öykü yazarlarından Guy de Maupassant’nın ‘Eyfel Kulesi’ ile ilgili ilginç bir anısı var. Daha doğrusu, ‘Eyfel Kulesi’ hakkında kendisine sorulan soruya verdiği bir cevap var ki bazı konularda çok açıklayıcı olabiliyor… Guy de Maupassant, Fransa’nın sembollerinden Eyfel Kulesi’ni hiç beğenmez, hep eleştirirmiş; fakat her gün kuleye gidip oradaki restoranda öğle yemeğini yermiş . Bir gün biri çıkmış ve dayanamayıp yazara bu çelişkiyi sormuş. Guy de Maupassant ise hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş: ‘Oraya gidiyorum; çünkü Paris’te ona bakmak ve onu görmek zorunda kalmadığım tek yer orası.’</p>
<p>Ne zaman Taksim’de, Kadıköy’de yürüsem ya Ayla Dikmen’i duyuyorum ya da Semiramis Pekkan’ı. Dahası, memlekette kimle konuşsam hepsi ıssız adam olup çıkıyor. Geçen hafta İstiklal Caddesi’nde bir arkadaşımı gördüm. Normalde gayet neşeli biriyken o gün biraz üzgün görünüyordu. ‘Yahu sen eskiden böyle değildin, ne oldu sana’ diye soramadan “Issız Adam’ı izledin mi?” sorusuyla karşılaştım. ‘Yok izlemedim henüz’ diye cevap verdim. ‘Ya nasıl izlemezsin’ diye veryansın edip ‘Anlamazdın’ şarkısını söylemeye başladı. Biraz muhabbet ettikten sonra vedalaşıp Tünel’e doğru yürüdüm. Bu kez de karşıma okul arkadaşım çıktı. ‘Merhaba’ diyemeden “Az önce Issız Adam’dan çıktım, fena duygulandım; gel bir şeyler içelim de bu efkârı dağıtalım” dedi. ‘Peki gidelim seni mi kıracağım!’ diye karşılık verdim. Ve şaşırdım, benim ne kadar çok ıssız arkadaşım varmış da haberim yokmuş gibilerinden. Şaşkın şaşkın eve döndüm akşam. Daha kapıyı açmadan içeriden ‘Bana Yalan Söylediler’ şarkısını duydum. İçeri girer girmez “Ya bu ‘Issız Adam’ da ne güzelmiş” dedim aile baskısı yememek için. (Mahalle baskısı da buna benzer bir şey olsa gerek.) Biraz uzattığımın farkındayım ama şuraya gelmek istiyorum: Tüm bu yaşanılanlara kayıtsız kalamadım. Anladım ki çemberin dışında durmak çemberin içinde olmaktan daha zormuş. Ve çemberin içindeyken çemberin dışında olduğumu fark ettim. ‘Bu ne yaman çelişki’ demeyin sakın. ‘Anlamazdın’ şarkısını dinlerken kimse gelip size “Issız Adam’ı izledin mi?” diye sormuyor; esas dinlemeyince soruyor. Böyle de bir gerçek var önümde. Bu gerçekle, bir kez daha yüzleştim ‘Keşfedilecek Plaklar’ albümünü dinlerken. ‘Issız Adam Film Müzikleri’ çıkınca da aynı gerçekle yüzleşmiştim fakat yazmamıştım. Şimdiyse yazmak zorunda kaldım her nedense.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/kesfedilecek-plaklar-kapak.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-303" title="Keşfedilecek Plaklar Kapak" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/kesfedilecek-plaklar-kapak.jpg?w=500&#038;h=450" alt="" width="500" height="450" /></a>‘Issız Adam’ ile başlayıp sonrasında eski plakların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte uzun süredir öyle bir rüzgâr esiyor ki karşı koyması gerçekten çok güç: Kimileri yeni bir pikap alıyor, kimileri eski plakları raflardan indirip tozunu alıyor; kimileri de günde üç öğün ‘Issız Adam’ izliyor. Plaklar, pikaplar, Issız Adamlar, 45’likler, 70’ler 80’ler havada uçuşurken biz de mecburen bu rüzgârın bir parçası olduk ‘Keşfedilecek Plaklar’ albümünü dinleyip hakkında yazı yazarak. ‘Keşfedilecek Plaklar’ albümünde yer alan şarkıların tarihi, 1975’ten başlayıp 1987’lere kadar uzanıyor. Albüm ‘Issız Adam’ filminin müziklerine de danışmanlık yapan Hakan Eren’in seçtiklerinden oluşuyor. Nükhet Duru, Sibel Egemen, Ömür Göksel, Lale Belkıs, Turgay Merih, Ayla Algan, Coşkun Demir albümde yer alan bazı isimler. Şarkıların kimi tanıdık olsa da kimilerini ilk kez dinledim. Sanırım bu kadar abartıdan olsa gerek albüme pek ısınamadım. Bir türlü samimi olamadım albümle…</p>
<p>Albümün arkasındaki “Ayla Dikmen &#8211; ‘Anlamazdın’, Nil Burak &#8211; ‘Yalnızım Ben’ ve diğerleri… Eski plaklarda kalmış şarkıları yeniden keşfetmek için bir film ya da bir dizi daha beklemeyin” yazısı ile ‘Issız Adam’ gişesinin neden her hafta arttığından çok ciddi analizler çıkarılabilir. Bu çerçeveden bakarak bir toplumun sosyal, kültürel normlarına dair bazı açıklamalarda bulunabiliriz. İçinde yaşadığımız sistemin özüne dair ipuçları da görebiliriz tüm bu furyanın sonuçlarına bakarak. Fakat son günlerde öyle bunalımlar yaşıyoruz ki teoriler, analizler pek de önem atfetmiyor. Yazılanlar açıklayamıyor bu günlerde yaşanılanları. Çoğu şey kâğıt üzerinde kalıyor ve siz ‘Hani hayat bu kadar basit değildi’ diyemiyorsunuz yaşanılanlar bir şaka gibi olup bitmişken. Tamam, albümün ticari boyutunu ayrı bir tartışma konusu yapabiliriz; fakat bu albüm sayesinde anılarını tekrar hatırlayanlar, o günlere dönenler, geçmişlerinde yolculuk yapanlar ve bu yolculuk sırasında da çok mutlu olanlar var. Bir yandan derin analizler yaparken diğer yandan da bu insanların gözlerindeki o sevinci görüp hayata karşı biraz daha iyimser olmak gerekiyor. Neticede Bejan Matur’un dizesiyle ifade edecek olursak ‘Pencereden göründüğü kadarmış hayat.’</p>
<p>‘Keşfedilecek Plaklar’ Bir Zamanlar Özel / Ossi Müzik</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/302/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/302/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=302&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/11/issiz-adam-ve-eski-sarkilar-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/586b77c21dc9d8cc171bba10f24cf824?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Cemil Koz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/kesfedilecek-plaklar-kapak.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Keşfedilecek Plaklar Kapak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Patlıcan Güzel Olunca</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/patlican-guzel-olunca/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/patlican-guzel-olunca/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 10:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Çakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[imam baildi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 10.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1231585286&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=10 Ayla Dikmen ve jenerasyonu sayesinde uykusundan yeni uyanan bir dev misali tekrar karşılaştık geçmiş furyasıyla. (Ne zaman gitmişti ki diye sorarsanız verecek bir cevabım da yok; orası ayrı.) Belki de geçmişe duyulan bu özlem geleceğe dair olan umutsuzluktan kaynaklanıyordur. Bu sıkı sarılmanın müzikal anlamda daha da bir yoğun geçtiği bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=296&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 10.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1231585286&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=10</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/imam-baildi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-297" title="Imam Baildi" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/imam-baildi.jpg?w=300&#038;h=269" alt="" width="300" height="269" /></a>Ayla Dikmen ve jenerasyonu sayesinde uykusundan yeni uyanan bir dev misali tekrar karşılaştık geçmiş furyasıyla. (Ne zaman gitmişti ki diye sorarsanız verecek bir cevabım da yok; orası ayrı.) Belki de geçmişe duyulan bu özlem geleceğe dair olan umutsuzluktan kaynaklanıyordur. Bu sıkı sarılmanın müzikal anlamda daha da bir yoğun geçtiği bu günlerde karşı kıyıdan gelen seslerle yalnız olmadığımızı anladık. “İmam Baildi” şeklinde yazılan, okunuşu hakkında hiçbir fikrim olmayan; ama bu topraklarda imambayıldı denen leziz yemeğin ta kendisi olarak bilinen eşsesli grubumuz Yunanistan’dan. Yazının başında bahsettiğim geçmiş bağlantıları ise 40’lı yıllardan başlayıp 60’ların sonuna dek uzanan bir listeden oluşan eski Yunan şarkılarını yeniden yorumlamaları.</p>
<p>Eski şarkılar diyerek özellikle vurgulamamın sebebi artık söz konusu şarkıların yepyeni birer form kazanması. Özellikle 70’lerde Türkiye’de popüler olan müziklerin bugün üzerlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan önümüze yeni bir şeymiş gibi konulmasının üzerine bu proje, Ege’den üzerimize gelen serin bir hava dalgası oldu. Lakin bu albümün Yunanistan’da çıkalı bir yıldan fazla olduğunu hatırlatmak gerekir, en azından ‘geçmişe özlem’in bu albümü buralara getirmeye olan katkısı göz önüne alınabilir.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/l_70623d290b6ef8de34922d90168c30c4.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-298" title="l_70623d290b6ef8de34922d90168c30c4" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/l_70623d290b6ef8de34922d90168c30c4.jpg?w=500&#038;h=746" alt="" width="500" height="746" /></a>Velhasıl kelam, Falireas kardeşlerin 2005 yılında kurdukları grupları çok özel bir işe imza atıyorlar grupla aynı adı taşıyan albümlerinde. Bu hepsi birbirinden değerli şarkıları elektronik müzik temelli yaklaşımlarıyla remiksliyorlar. Yunan müziğinin bu dönemiyle spesifik olarak ilgilenenlerin dışında, iki versiyonu da yeni dinleyen birçok kişiden remiksli halinin daha çok övgü aldığını gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum. Albümün açılış şarkısı ‘I Zoi Mas Ine Ligi’ yaklaşık 48 dakika boyunca ne ile karşılaşacağınız hakkında gayet güzel bir fikir oluşturuyor. ‘O Pasatebos’ ise albümün temelinin oturduğu müzikal felsefeyi göstermesi açısından bir arkadaşa grupla ilgili dinletilecek ilk şarkı favorim. ‘Poso Lipame’ de albümün sonlarına doğru hala tempoyu diri tutan, aynı zamanda da geleneksel müziğin öğelerinin kulağa en çok çalındığı şarkılardan bir tanesi. Zaten hepi topu 10 şarkıdan oluşan bu kısa ama güzel albümden söz ediyorsak 3. ve 5. şarkılar olan ‘Samba Clarina’ ve ‘Comely’den bahsetmemek olmaz. Samba Clarina’da ki klarnet gerçekten Ege’nin iki yakasının aslında nasıl da birbirine benzediğinin rakı ve baklava’dan sonraki en güzel örneği. Onu sen çaldın, bu aslında benimdi kavgalarının nasıl da yersiz, nasıl da anlamsız olduğunu tokat gibi yüzümüze çarpan; kültürlerin karşılıklı etkileşiminin ortaya koyabileceklerinin çok küçük bir örneği ‘İmam Baildi’. Duyduk ki karşı tarafın imambayıldısının buradakilerden hiç de aşağı kalır yanı yokmuş.</p>
<p><em>Imam Baildi / Imam Baildi / Kukin Music</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/296/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/296/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=296&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/patlican-guzel-olunca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/a1de4e90f4ab577f0a4e473f84fc9e20?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Emir Çakar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/imam-baildi.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Imam Baildi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/l_70623d290b6ef8de34922d90168c30c4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">l_70623d290b6ef8de34922d90168c30c4</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir Melek Ne Zaman Ölür?</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/bir-melek-ne-zaman-olur/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/bir-melek-ne-zaman-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 09:51:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Koz</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[emir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 03.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230940181&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=03 Kelimeler kirlendiğinde melekler gider. Yanlarına kelimeleri de alıp. Melekler kelimelere inanmadıklarında intihar ederler. Lacivert taşların suskunluğu bu yüzdendir. Kelimeler masum olmadığında lacivert taşlar susar, ölüm sıradanlaşır. Ölümün sıradanlaştığı bir yerde insanlar hayata inanmazlar. Oysa melekler, daha biz çocukken kulağımıza ‘hayat, kelimelere inanmaktır aslında’ diye fısıldamışlardı. Hayata inanmaya gerek kalmadığında kelimelerle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=290&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 03.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230940181&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=03</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-291" title="cem adrian (4)" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-4.jpg?w=300&#038;h=205" alt="" width="300" height="205" /></a>Kelimeler kirlendiğinde melekler gider. Yanlarına kelimeleri de alıp. Melekler kelimelere inanmadıklarında intihar ederler. Lacivert taşların suskunluğu bu yüzdendir. Kelimeler masum olmadığında lacivert taşlar susar, ölüm sıradanlaşır. Ölümün sıradanlaştığı bir yerde insanlar hayata inanmazlar. Oysa melekler, daha biz çocukken kulağımıza ‘hayat, kelimelere inanmaktır aslında’ diye fısıldamışlardı. Hayata inanmaya gerek kalmadığında kelimelerle beraber melekler de gider. Melekler gidince ölüm gelir. Ve ölüm, yeni sözcükler doğurur başka zamanlardaki çocuklar için. ‘Bir Melek Ölürken’ bir çocuğun sessiz kalması bundandır işte.</p>
<p>‘Emir’, ‘Cem Adrian’ sevenler için külliyatın en değerli hazinesi, sevmeyenler için ise bundan önceki diğer albümlerden hiçbir farkı olmayan sıradan bir albüm. Cem Adrian hakkında konuşurken temel problem de burada zaten. Genel olarak, hayata kendi pencerelerimizden bakıp kalan her şeyi yok sayan bir zihniyetimiz var. Kendi düşündüklerimizin doğru olduğuna inanan ben merkezci bir tavır sergileriz… Hep konuşur, hep bağırır ama hiç duymayız. Hiç susmadan konuşuruz ne konuştuğumuzu bile bilmeden. Hep dinlenen olmak isteriz. Karşımızdakileri dinlemeye gerek bile görmezken ‘birileri bizi dinlesin, yeter ki dinlesin’ deriz. Tamam, kimsenin kimseyi sevme zorunluluğu yok; ama en azından karşımızdakileri anlamak gerekiyor. Hiç olmazsa anlamaya çalışmak. Bizim gibi olmayanları, bize benzemeyenleri ötekileştirip hemen yaftalamak sanırım ‘buraların’ en büyük problemi. Bu problemi henüz çözebilmiş de değiliz. Heyhat uzunca bir sürede çözülecek gibi değil ya.</p>
<p>‘Lejyonersin kendi topraklarında’ diyor ya Murathan Mungan, işte ‘Cem Adrian’ da kendi topraklarının lejyonerlerinden. Ya çok beğeniliyor ya da nefret ediliyor. Ortası yok yani. Birinin birinden hoşlanmama sebebini anlayabilirim biraz düşününce. Anlayamadığım şey, insanların birbirlerinden neden bu kadar nefret ettikleri. Söylemek istediğim şey, ‘Cem Adrian’ sevmeyenlerin kullandığı yıkıcı dil. Bu dili kullanırken kullandıkları argümanlar da cabası. ‘Sesi de şu kadar oktavmış, yok canım o kadar olur mu? Bak bence en fazla bu kadardır, gel bir test yapalım istersen’ diye başlayan alaycı tavır “Cem Adrian’ı kim dinler, tabii ki de ergen merakından kurtulamamış toylar” diye aşağılanan bir dile dönüşüyor. Sonrasındaysa gelsin ‘Soyadı da ne biçimmişler’, gitsin ‘Zaten ben söylemiştim ondan bir şey olmazlar’. Kabuğumuza çekilip ördüğümüz ağlar kendi sonumuzu getiriyor farkında değiliz.</p>
<p>Bu kadar sitemden sonra tekrar ‘Emir’ albümüne dönmek gerekirse şunu söyleyebilirim: ‘Bir Melek Ölürken’ şarkısından sonra yazacak hiçbir şey olmadığını düşündüm bu albüm hakkında. Yazsam bile yazdıklarımın pek bir değeri olmadığına kanaat getirdim. İnsan kendine bile laf anlatamadıktan sonra başkalarına neyi nasıl açıklayabilir ki diye sordum kendime. Bir melek ölürken bir çocuk giderse ve biri daha kirletilirse bu yaşanılanlar yazıya nasıl dökülür ki? Bilemedim… Varlığı bilinen ama anlatılamayan şeyler vardır ya: Tanrı, vicdan, aşk gibi; işte öyle bir şey bu albüm. Mutluluğun resminin çizilememesi gibi bir şey. Yaşarken anlaşılan, büyülü olduğuna inanılan bir sır gibi. ‘Tanrı çok mu üzgün ki’ diye sorabilen bir albüm ‘Emir’ albümü.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-292" title="cem adrian (1)" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-1.jpg?w=500" alt=""   /></a>Albümün duygularını belki buradan bütünüyle aktaramam; ama hakkındaki bazı tartışmasız gerçekleri yazabilirim: Öncelikle albümün misafirleri var. ‘Anladım’ şarkısında Pamela Spence, ‘Kelebek’ şarkısında da Hayko Cepkin ile düet yapıyor Cem Adrian. “Tanrı’nın Elleri” şarkısının ise iki küçük konuğu var Lara ve Sare adlı. Albümdeki tüm sözlerin, müziklerin, aranjelerin Cem Adriana ait olduğu; albümün Ankara’da “Midas’ın Kulaklığı” stüdyosunda kaydedildiği ise diğer gerçekler… Albüm hakkındaki en temel eleştirim ise kartonetteki fotoğraflar. ‘Aşk emirdir tanrı’dan… ve ben çırılçıplak bir itaat etten, kemikten, candan’ derken belli ki Tanrı’ya olan teslimiyetini anlatmak istemiş Cem Adrian. Ancak fotoğraflar ne yazık ki bu temayla pek uyuşmamış. Açık konuşmak gerekirse David Beckham vari pozlar vermiş. Biraz daha masum, biraz daha yalın ve biraz daha anlamlı kareler çekilebilirdi diyerek albüm hakkındaki en olumsuz yargımı belirtivereyim.</p>
<p>‘Bir melek ölürken böyle sessiz durulmaz çocuk’ diye bir söz yazabilen, Ankara’da yaşamayı İstanbul’da yaşamaya tercih edip orada daha disiplinli bir şekilde çalışabildiğini anlatan; ‘Emir’ albümünün ilk şarkısını kaydederken âşık olan fakat son şarkıyı (Bir Melek Ölürken’i) kaydederken aşkının bittiğini itiraf eden, yeni yılın ilk günlerinde siyah bir örtü gibi üstümüzü örten Cem Adrian, ‘Bir Melek Ölürken’, ‘Yine Geldi Sonbahar’, ‘Aşk Hep Sende’, ‘Nereye Gidiyorsun’ şarkıları eşliğinde kanayan yaramıza bir kez daha ortak oluyor.</p>
<p><em>Cem Adrian / Emir / Seyhan Müzik</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/290/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/290/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=290&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/bir-melek-ne-zaman-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/586b77c21dc9d8cc171bba10f24cf824?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Cemil Koz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-4.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">cem adrian (4)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/cem-adrian-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">cem adrian (1)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Soğuk ve &#8216;Birkin&#8217;li Bir Kış</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/soguk-ve-birkinli-bir-kis/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/soguk-ve-birkinli-bir-kis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 09:38:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Çakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[enfants d'hiver]]></category>
		<category><![CDATA[jane birkin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 03.01.2009 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230940198&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=03 Jane Birkin ismini her duyduğumda aklıma gelen isim Carla Bruni olmakta nedense. Sanırım bunun en büyük sebebi birbirine çok benzeyen hayatları ayrı zamanlarda yaşamış olmaları; tabii benim bu benzetmeyi yapabilmemi sağlayan şey ise bu iki güzel ismi aynı dönemlerde tanımış olmam. 60’ların 70’lerin canlı şahitleri için bu benzerlik Birkin ile [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=284&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 03.01.2009</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230940198&#038;year=2009&#038;month=01&#038;day=03</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/jane_kate_barry1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-285" title="Jane_Kate_Barry1" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/jane_kate_barry1.jpg?w=500&#038;h=606" alt="" width="500" height="606" /></a>Jane Birkin ismini her duyduğumda aklıma gelen isim Carla Bruni olmakta nedense. Sanırım bunun en büyük sebebi birbirine çok benzeyen hayatları ayrı zamanlarda yaşamış olmaları; tabii benim bu benzetmeyi yapabilmemi sağlayan şey ise bu iki güzel ismi aynı dönemlerde tanımış olmam. 60’ların 70’lerin canlı şahitleri için bu benzerlik Birkin ile Bardot arasında kurulagelirdi muhtemelen. Ancak kafamda canlanan Bruni-Birkin benzerliği sadece ait olduğum jenerasyonun etkisinden değil, aynı zamanda özel hayatlarının yaşantılarına tesiri de yadsınamaz bir etken olmakta. Carla Bruni gibi sanatçı kişiliği de olan bir bayanın sadece Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin güzel eşi olarak dünyada tanınması, 70’lerde Birkin’in de ziyadesiyle benzer bir duruma Serge Gainsbourg’la olan ilişkisi yüzünden düşmesi bana turnusol kâğıdını ve işlevini yeniden hatırlatmakta yıllar sonra. Fransa’da ‘Chanson’ adı verilen, pop müzikle yakından akrabalığı bulunan müzik tarzını icra etmeleri de cabası. Güzelliklerini de unutmamak lazım tabii…</p>
<p>Tahmin ettiğiniz gibi ortada Bruni-Birkin ortak çalışması bir albüm bulunmamakta.(aslında güzel de bir proje olabilir) Elimizde Jane Birkin’in 17. Albümü olan ‘Enfants D’hiver’i tutmaktayız bir yılın daha mazi olduğu bu günlerde. Bundan çok uzun yıllar sonra çocuklarımızın dönüp bakacağı ve utanacağı zamanlarda yaşamak durumunda bırakıldık, elimiz kolumuz bağlandı ve hala bizlere bu hayat yaşamaya değer bir şeydir denmekte. Hala da yaşamaktayız ya; işte bu albüm yaşamak fiilini güzelleştirebilecek, değerli kılabilecek bir yapıt olmuş. Birkin’in duru ve güzel sesi gitarla ve piyanoyla buluşunca ortaya çıkan o mucizevî kimyayı insanoğlu 40 yıldan beri ağzı açık dinlemekte. Bu arada Jane Birkin bizleri sadece güzel sesiyle ihya etmedi bu zamanlara kadar; oynadığı ve yönettiği filmlerle de çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtlamış oldu. Kol kola giden müzik ve sinema kariyerinde çok önemli bir kilometre taşından bahsetmezsek olmaz. Serge Gainsbourg’la olan evliliği, onun gölgesinde kalışı ama aynı zamanda ona ilham oluşu, Gainsbourg’la ilişkisinin sanatına etkisi, Birkin’in Serge’siz yıllarını da şüphesiz ki fazlasıyla etkilemiştir.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/album-kapagi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-286" title="albüm kapağı" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/album-kapagi.jpg?w=500" alt=""   /></a>Bahsini ettiğimiz o yılların da Gainsbourg’un gölgesi altında geçtiğini söyleyebiliriz. 62 yaşını doldurduğu bu günlerde Birkin ilk kez albümdeki sözlerin tamamının kendisine ait olduğu bir albüm yayınladı. Türkçesi ‘Kış Çocukları’ anlamına gelen ‘Enfants D’hiver’de ki parçaların biri hariç hepsi Fransızca. O biri hariç dediğimiz parça belki de söylemiyle, anlattıklarıyla dinleyiciyi açık ara en çok etkileyen şarkı. İngilizce seslendirdiği bu parçada Burma’lı pasifist lider Aung San Suu Kyi’nin ve Burma’nın hikayesini anlatmakta Birkin. Albümün geri kalanında birbirine gayet başarılı bir şekilde uyum sağlamış, 12 şarkı ve Birkin’in güzel sesi. Birkaç tüyo vermek gerekirse albümün başarılı şarkıları arasından, herhalde ilk aklıma gelen ‘Madame’ ve ‘14 fevrier’ olurdu. Birkin’in aksine kışın doğmamış ama o soğuğu her daim içinde hisseden tüm çocukların, masumiyetin albümü olmuş ‘Enfants D’hiver’; dinleyip de ısınabilelim diye.</p>
<p><em>Jane Birkin / Enfants D’hiver / EMI</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/284/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=284&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/10/soguk-ve-birkinli-bir-kis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/a1de4e90f4ab577f0a4e473f84fc9e20?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Emir Çakar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/jane_kate_barry1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Jane_Kate_Barry1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/album-kapagi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">albüm kapağı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/08/bir-elin-nesi-var-iki-elin-sesi-var/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/08/bir-elin-nesi-var-iki-elin-sesi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 11:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Koz</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte türküler söylüyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[sabahat akkiraz & mustafa özarslan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 27.12.2008 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382036&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27 Uzun bir süredir birlikte çalışan Sabahat Akkiraz ile Mustafa Özarslan, bugünlerde yeni bir albümle aramıza döndüler. Türkülerin medar-ı iftiharı Sabahat Akkiraz’ın ve yeni neslin temsilcilerinden Mustafa Özarslan’ın biraraya gelip çıkardığı ‘Birlikte Türküler Söylüyoruz’ albümü geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Sabahat Akkiraz, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da türküleri başarıyla temsil eden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=278&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 27.12.2008</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382036&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27</p>
<p>Uzun bir süredir birlikte çalışan Sabahat Akkiraz ile Mustafa Özarslan, bugünlerde yeni bir albümle aramıza döndüler. Türkülerin medar-ı iftiharı Sabahat Akkiraz’ın ve yeni neslin temsilcilerinden Mustafa Özarslan’ın biraraya gelip çıkardığı ‘Birlikte Türküler Söylüyoruz’ albümü geçtiğimiz günlerde yayımlandı.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/sabahatmustafa-birlikte-turkuler-soyluyoruz1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-280" title="Sabahat&amp;Mustafa - Birlikte Türküler Söylüyoruz" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/sabahatmustafa-birlikte-turkuler-soyluyoruz1.jpg?w=298&#038;h=300" alt="" width="298" height="300" /></a>Sabahat Akkiraz, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da türküleri başarıyla temsil eden nadir sanatçılarımızdan. Birçok farklı çalışmanın altında da imzası bulunan, yaptığı her işi sesiyle/tavrıyla farklı bir boyuta taşıyan Sabahat Akkiraz; deyişler, semahlar denilince ilk akla gelen isimlerden biri (En azından benim aklıma gelen ilk isimlerden biri.) Türkülerin bu değerli temsilcisi, ‘henüz yeni bir albümle’ tekrar bizlerle buluştu. ‘Birlikte Türküler Söylüyoruz’ adını taşıyan bu albümde, Sabahat Akkiraz’a Mustafa Özarslan’ın eşlik ettiğini görüyoruz. Mustafa Özarslan, Grup Çığ’ın daimi elemanlarından olup ‘Salkım Söğüt’ projesinde de yer alan, daha sonrasındaysa yoluna solo albümleriye devam eden genç kuşağın dikkat çeken temsilcilerinden.</p>
<p>‘Birlikte Türküler Söylüyoruz’ albümünde, türküler bazen tek başına bazen de birlikte söyleniliyor. Albümde yok yok: Bir yandan uzun havalar diğer yandan potporiler vs. eşliğinde bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Albümdeki ‘Kör Kader (Gökteki Yıldızı Sayan Olur Mu?) uzun havası sayesinde Sabahat Akkiraz’ın o yanık ve farklı sesini bir kez daha duyuyoruz derken ‘Yine Gam Yükünün Tüccarı Geldi’, ‘Kirpiklerini Ok Eyle’, ‘Karadır Dağlar’ gibi türküleri ise yeni hâlleriyle dinlemenin ayrıcalığını yaşıyoruz. Albümün kapanışı ise ‘Halaylar’ eşliğinde yapılıyor… Bu albüm vesilesiyle Sabahat Akkiraz’ı tekrar dinlemek çok mutlu etti bizi. Her ne kadar eski albümlerinin yerini tutmasa da albümü edinmekte fayda var; zira memlekette Sabahat Akkiraz’lar kolay yetişmiyor. Değerini bilmek gerek.</p>
<p><em>Sabahat Akkiraz &amp; Mustafa Özarslan / Birlikte Türküler Söylüyoruz / Akkiraz Müzik</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/278/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/278/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=278&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/06/08/bir-elin-nesi-var-iki-elin-sesi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/586b77c21dc9d8cc171bba10f24cf824?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Cemil Koz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/06/sabahatmustafa-birlikte-turkuler-soyluyoruz1.jpg?w=298" medium="image">
			<media:title type="html">Sabahat&#38;Mustafa - Birlikte Türküler Söylüyoruz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Koyu Karanlık Bir Felemenk Senfonisi</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/koyu-karanlik-bir-felemenk-senfonisi/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/koyu-karanlik-bir-felemenk-senfonisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:52:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Çakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[black symphony]]></category>
		<category><![CDATA[within temptation]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 27.12.2008 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382018&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27 Hollanda’dan sağlığa faydalı herhangi bir şey çıkması söz konusu değildir esprisine belki kimisi güler geçer, kimisi ise ciddiye alıp cevap verir. Herkese göre değişecektir bu cevaplar; lale de olabilir “portakallar” da, benim cevabım ise iki tane hem sesi hem kendisi güzel insan olacaktır hiç tereddütsüz. Anneke van Giersbergen ve Sharon [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=261&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 27.12.2008</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382018&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27</p>
<p>Hollanda’dan sağlığa faydalı herhangi bir şey çıkması söz konusu değildir esprisine belki kimisi güler geçer, kimisi ise ciddiye alıp cevap verir. Herkese göre değişecektir bu cevaplar; lale de olabilir “portakallar” da, benim cevabım ise iki tane hem sesi hem kendisi güzel insan olacaktır hiç tereddütsüz. Anneke van Giersbergen ve Sharon den Adel’den bahsediyorum. İlki, ‘The Gathering’ grubunun sesini dinlemeye doyum olmaz vokalistiydi bir zamanlar, sonra grubu terk etti, şimdilerdeyse ‘Agua de Annique’ adlı solo projesiyle ona hayran olmaya devam ediyoruz. Kendisine de yeni projesinin yeni albümlerinde uzun sayfalar ayırmak dileğiyle bu yazımızın asıl kahramanı olan Sharon den Adel’e ve grubu ‘Within Temptation’a geçelim.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/within-temptation.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-262" title="within temptation" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/within-temptation.jpg?w=500&#038;h=651" alt="" width="500" height="651" /></a>Çoğu grubun problemlerindendir baskın ve güçlü bir vokalin ismi ve sesi altında ezilmek. Çok keskin kulaklar haricinde bu tarz bir vokalin eski grubundan ayrılıp da solo devam etmesi durumlarında o eserin grupla değil de solo olarak çalındığı çoğu zaman anlaşılmaz, olan grup elemanlarına olur. Bu gerçeğin bir tarafı Sharon den Adel için geçerli olsa da neyse ki diğer tarafı Within Temptation için değil. Rock ve Metal âlemlerinde en iyi beş, hadi on olsun, bayan vokal sıralamalarına kafadan giren, sesini çok güzel kullanabilen bir solisttir Sharon den Adel. Ancak grup ilk kurulduğu günden bu yana aktif eleman olarak devam eden Adel’in hiç de altında ezilmemiştir grubumuz Within Temptation. Adel’le birlikte tarzını oturtan, kendi gelişimini tamamlayan ve bunu tüm dünyaya ispat etmiş bir topluluk uzunca bir süredir. 96 yılında kurulmuş olan grubumuz patlamasını ancak milenyumla birlikte gerçekleştirebildi. O yıl çıkan ‘Mother Earth’ albümü Benelüks dışına taşmaya başlamış, yaptıkları kaliteli müzikle de tutunmaları zor olmamıştı. Önce Avrupa, ardından Amerika ve Japonya derken kendilerine ne yaparlarsa yapsınlar sadık bir fan kitlesi yaratmış olacaklardı. Zaten yedi sene sürecinde çıkan iki albüm ‘The Silent Force’ ve The Heart of Everything’le gerçekleşen müzikal değişimlere gelen eleştiriler kitlenin azalmasına neden olmamıştı, aksine her geçen gün büyüyordu dinleyici kümesi.</p>
<p>Çağdaşlarına göre çok da kötü bir albüm/yıl parametresi olmayan bir gruptur Within Temptation, arayı çok fazla açmayı sevmezler kısacası. E malum 1,5 yıl da geçmişti, bizlerin karşısına gayet tatmin edici olan bir konser kaydıyla çıktılar 2008’in sonunda. Zaten bahsettiğim müzikal değişimle gotik metalden senfonik metale doğru gözle görülür bir geçiş gözüküyordu. Her ne kadar konu müzik olduğunda bu tarzlar arasına çok kalın sınırlar çizemesek de ilk albümle son albüm sanırım her şeyi ortaya serecek derecede farklı. Bizse ‘Black Symphony’ adını verdikleri bu hem DVD hem 2-CD albümün, The Metropole Orchestra’yla birlikte çaldıkları Ahoy Arena konserinin kaydı olduğunu öğrenince daha da heyecanlandık. Bunun sebebi ise grubun neredeyse 60 kişiden oluşan bir senfoni orkestrasıyla sağlayacağı uyumun ve ortaya koyacağı performansın içimizde uyandırdığı meraktı. Bütün bunların yanında Rotterdam’da 7 Şubat’ta gerçekleşen bu konsere bahsettiğimiz orkestra haricinde ‘Life of Agony’den Keith Caputo’nun, Orphanage grubunun eski üyesi George Oosthoek’in ve göz bebeğimiz Anneke van Giersbergen’in iştirak ettiğini öğrenince beklentilerimiz merakımızı bastırmaya bile başlamıştı.</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/black-symphony-kapak1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-263" title="black symphony kapak" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/black-symphony-kapak1.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a>DVD’sini izlemediğim için işin o kısmını izleme fırsatı bulanların irdelemesi daha mantıklı olur. Ama dinleti bölümü için birkaç kelam edebileceğimi düşünüyorum albümün CD çaları eskitecek kadar döndüğünü de belirterek. Öncelikle konserin açılışının ‘Ouverture’ gibi bir enstrümantal parçayla yapılmasının çok akıllıca bir hareket olduğunu söylemek gerekir sanırım, özellikle şarkıya orkestranın katkısını da göz önüne alarak. Ardından Sharon den Adel’in performasının doruklarına çıktığı bir ‘Stand my Ground’ dinliyoruz ki gerçekten yapılan tüm övgüleri hak eder cinsten. Yine konserin ilk yarısında yukarıda bahsettiğim konuklardan Keith Caputo’yla ‘What You Have Done’ parçasını icra ediyor Within Temptation. Anneke’yle Sharon’ın muhteşem düeti ‘Somewhere’ de bunca yoğunluk arasında yine de tüylerinizi diken diken etmeyi başarıyor. Konserin ilk bölümünün sonuna geldiğimizde fark ettiğimiz ilk şey ise çalınan tüm parçaların son iki albümden olması. İkinci bölümde de tempoyu hiç düşürmüyor Within Temptation. George Oosthoek’le birlikte söyledikleri ‘The Other Half (of Me)’nin ardından geçmişten onları meşhur eden şarkılardan da bir demet sunuyorlar sayısı yaklaşık 10.000 olan seyirciye. Bu versiyonlardan en güzeli ise konserin kapanış şarkısı olan ‘Ice Queen’le vuku buluyor. Sahneyle seyirci arasındaki elektriklenmeyi oturduğunuz yerden dahi size hissettiren, grup üyelerinin performansının parmak ısırttığı, kalburüstü bir konser kaydı olmuş ‘Black Symphony’. Ne güzel oluyormuş senfoni dediğin koyu karanlıkken.</p>
<p><em>Within Temptation / Black Symphony / Sony BMG</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/261/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=261&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/koyu-karanlik-bir-felemenk-senfonisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/a1de4e90f4ab577f0a4e473f84fc9e20?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Emir Çakar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/within-temptation.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">within temptation</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/black-symphony-kapak1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">black symphony kapak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Baba Oğul Buluşması</title>
		<link>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/baba-ogul-bulusmasi/</link>
		<comments>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/baba-ogul-bulusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 20:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Koz</dc:creator>
				<category><![CDATA[albüm incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[gültekinler]]></category>
		<category><![CDATA[türküce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yanginyeri.wordpress.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[yazının yayın tarihi: 27.12.2008 http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382064&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27 Lütfü Gültekin, uzun yıllardır Belçika’da yaşayan bir ozanımız. Sözleriyle, besteleriyle türkülere yeni bir soluk getiren ozanın ikinci albümü ‘Türküce’, Kalan Müzik aracılığıyla yayımlandı. ‘Türküce’ Lütfü Gültekin’in ikinci albümü. (İlk albümü, 2005 yılında yine Kalan Müzik’ten çıkan ‘El Emeği Göz Nuru’ idi.) ‘Türküce’ albümü, baba-oğul ortaklaşa bir emeğin ürünü. Lütfü Gültekin, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=252&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yazının yayın tarihi: 27.12.2008</p>
<p>http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1230382064&#038;year=2008&#038;month=12&#038;day=27</p>
<p><a href="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/gultekinler-turkuce1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-254" title="Gültekinler - Türküce" src="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/gultekinler-turkuce1.jpg?w=500" alt=""   /></a>Lütfü Gültekin, uzun yıllardır Belçika’da yaşayan bir ozanımız. Sözleriyle, besteleriyle türkülere yeni bir soluk getiren ozanın ikinci albümü ‘Türküce’, Kalan Müzik aracılığıyla yayımlandı. ‘Türküce’ Lütfü Gültekin’in ikinci albümü. (İlk albümü, 2005 yılında yine Kalan Müzik’ten çıkan ‘El Emeği Göz Nuru’ idi.) ‘Türküce’ albümü, baba-oğul ortaklaşa bir emeğin ürünü. Lütfü Gültekin, oğlu Emre Gültekin ile beraber hazırlamış bu albümü. Ve albüm, bu birlikteliği simgelemesi açısından ‘Gültekinler’ adıyla çıktı. İki farklı neslin buluştuğu çarpıcı bir albüm olan ‘Türküce’ albümü, bir nevi köprü görevini üstleniyor bu sayede.</p>
<p>‘Türküce’ albümünde öne çıkan en önemli nokta, albümün yalınlığı. Albüm dinleyicisini yormadan akıp gidiyor. Tanımayanlar için biraz ip ucu vermek gerekirse, albümde Erkan Oğur’un sesini duyar gibi oluyorsunuz. Lütfü Gültekin, tıpkı Erkan Oğur gibi abartıya kaçmadan çok duru bir şekilde meramını anlatıyor. Meramını anlatırken kullandığı dilin anlaşılır olması dinleyicisinin albümün içinde gezinmesini sağlıyor. Bu bakımdan karşısındakini hikâyesine ortak eden bir ozan Lütfü Gültekin.</p>
<p>Albümdeki  tüm eserler Lütfü Gültekin tarafından bestelenip düzenlemeleri ise oğul Emre Gültekin tarafından yapılmış. Albümde ‘Nehir’ adlı enstrumantal eserden hariç on türkü yer alıyor… Albüm ‘Ağlamaklı Kaldım’ türküsüyle açılıyor. Bu türküyle birlikte ilk andan itibaren ‘Türküce’ albümü özgünlüğünü ortaya koyuyor. Arkasından ise ‘Bülbül Ne Gezersin’ türküsü geliyor. ‘Bülbül ne gezersin har pazarında / Burda sana göre gül mü kaldı ki / Nice aşık yandı yar pazarında / Bu yangın yerinde kül mü kaldı ki’ gibi açık fakat bir o kadar da anlamlı sözler sanırım bir çok şeyi açıklıyordur. Albümdeki temel duygu hüzün olduğunu da belirtmek gerek. Bu hüzne yakışır bir şekilde albüm, ‘Nehir’ eseriyle kapanıyor. Geriye ise, su gibi duru bir albüm dinlemenin keyfi kalıyor bizlere.</p>
<p><em>Gültekinler(Emre Gültekin-Lütfü Gültekin) / Türküce / Kalan Müzik</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yanginyeri.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yanginyeri.wordpress.com/252/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yanginyeri.wordpress.com&amp;blog=6583843&amp;post=252&amp;subd=yanginyeri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yanginyeri.wordpress.com/2010/02/26/baba-ogul-bulusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/586b77c21dc9d8cc171bba10f24cf824?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Cemil Koz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yanginyeri.files.wordpress.com/2010/02/gultekinler-turkuce1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Gültekinler - Türküce</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
